Şirket kapanmaları son beş yılda 130 bine yaklaştı
CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, Türkiye ekonomisinde üretim kesiminin karşı karşıya olduğu sorunlara ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Şirket kapanmaları, konkordato ve iflas verilerini gündeme getiren Canpolat, özellikle son yıllarda işletmelerin ayakta kalmakta zorlandığını savundu.
Canpolat’ın paylaştığı verilere göre, 2021-2025 döneminde toplam 129 bin 961 şirket kapandı. Yıllık kapanış sayısı 2021’de 16 bin 222 iken 2025’te 33 bin 270’e yükseldi. Böylece dört yıllık dönemde şirket kapanmalarında yüzde 105’lik artış yaşandı.
Bu tablonun yalnızca şirket sayılarındaki değişim üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Canpolat, işletmelerin finansmana erişim, maliyetler ve borç yükü nedeniyle faaliyetlerini sürdürmekte güçlük çektiğini ifade etti.
İmalat ve ticarette kayıplar dikkat çekiyor
Kapanan işletmelerin sektör dağılımı da üretim tarafındaki baskının boyutunu ortaya koyuyor. KOSGEB’in TOBB verilerinden hazırladığı 2024 raporuna göre şirket, kooperatif ve gerçek kişi ticari işletmeler birlikte değerlendirildiğinde 50 bin 257 işletme faaliyetini sonlandırdı.
Bu işletmeler arasında 6 bin 449 imalat, 6 bin 759 inşaat ve 18 bin 643 ticaret işletmesi bulunuyor. Ulaştırma-depolama ile konaklama ve yiyecek hizmetleri sektörlerinde de binlerce işletmenin kapandığı belirtiliyor.
Canpolat, ekonomik göstergelerin yalnızca büyüme ve ihracat rakamları üzerinden okunamayacağını savunarak, üretim kapasitesindeki kayıpların ve işletmelerin sürdürülebilirliğinin de dikkate alınması gerektiğine işaret etti.

Konkordato başvurularındaki artış dikkat çekti
Üreticilerin borçlarını çevirmekte yaşadığı güçlüklerin bir başka göstergesi olarak konkordato verilerini gösteren Canpolat, mahkemelerin verdiği geçici konkordato mühletlerinin son yıllarda hızla arttığını belirtti.
2023’te 519 olan geçici konkordato mühleti sayısı 2024’te bin 723’e, 2025’te ise 2 bin 817’ye çıktı. Böylece 2023-2025 döneminde yaklaşık yüzde 443’lük artış gerçekleşti.
Konkordatonun doğrudan iflas anlamına gelmediğini vurgulayan Canpolat, işletmelerin borçlarını yeniden yapılandırmak için mahkeme korumasına ihtiyaç duymasının reel sektör açısından önemli bir risk göstergesi olduğunu söyledi.
İflas kararlarındaki yükseliş de dikkat çekti. 2024’te 132 olan iflas kararı sayısının 2025’te 247’ye çıktığı aktarıldı.
Tekstil ve imalat sektörleri baskı altında
2025 yılı konkordato verilerinde özellikle üretim sektörlerinin öne çıkması dikkat çekti. Tekstilde 177 konkordato dosyası bulunurken, giyim, ayakkabı, halı, çanta, iplik ve deri işlemeyi de kapsayan geniş tekstil-hazır giyim grubunda bu sayı 234’e ulaştı.
Tekstilin ardından 134 dosyayla inşaat, 84 dosyayla metal ürün imalatı, 58 dosyayla sebze-meyve toptancılığı ve 56 dosyayla gıda sektörü geldi.
Bu verilerin üretim yapan işletmelerin finansal koşullarındaki bozulmaya işaret ettiğini belirten Canpolat, özellikle sanayi işletmelerinin maliyet baskısı ve finansmana erişim sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu savundu.
İmalat sanayisinde istihdam geriledi
Canpolat’ın dikkat çektiği bir diğer başlık ise sanayi istihdamındaki düşüş oldu. TÜİK verilerine göre imalat sanayisinde ücretli çalışan sayısı Ocak 2025’te 4 milyon 585 bin 80 iken, Ocak 2026’da 4 milyon 409 bin 738’e geriledi.
Buna göre bir yıllık dönemde imalat sanayisindeki ücretli çalışan sayısı 175 bin 342 kişi azaldı. Mayıs 2026’da da imalat sanayisindeki ücretli çalışan sayısının bir önceki yılın aynı ayına göre 156 bin 348 kişi daha düşük olduğu belirtildi.
Canpolat, üretim ve istihdam göstergeleri arasındaki bu tablo üzerinden iktidarın sanayi politikalarını eleştirdi.
Üretim gerilerken maliyetler yükseldi
Açıklamada imalat sanayisinin üretim ve fiyat göstergeleri de birlikte değerlendirildi. Mayıs 2026’da imalat sanayi üretim endeksinin bir önceki aya göre yüzde 3,3 gerilediği, imalat ürünlerindeki yurt içi üretici fiyatlarının ise yıllık bazda yüzde 30,72 arttığı belirtildi.
Canpolat, üretimdeki gerileme, istihdam kaybı, şirket kapanmaları, konkordato ve iflasların aynı dönemde yaşanmasının üretim ekonomisi açısından ciddi bir tablo oluşturduğunu ifade etti.
Bankacılık verileri de borç baskısını gösteriyor
Ekonomideki borçluluk sorununa ilişkin olarak BDDK’nın 23 Temmuz 2026 tarihli günlük bankacılık verisine de değinen Canpolat, bankacılık sektöründeki takipteki alacakların 808 milyar 670 milyon TL seviyesine ulaştığını aktardı.
Bu tutarın yalnızca şirketlere ait olmadığına dikkat çeken Canpolat, bireysel ve ticari kredilerin tamamındaki takipteki alacakları kapsayan rakamın ekonomideki ödeme kapasitesi üzerindeki baskının göstergelerinden biri olduğunu savundu.

Canpolat: Üreticinin ayakta kalması için yeni politika gerekiyor
Cemal Canpolat, ekonomik tablonun yalnızca yeni şirket kuruluşları, ihracat veya yatırım açıklamaları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, asıl ölçütün işletmelerin uzun vadede faaliyetlerini sürdürebilmesi olduğunu ifade etti.
Canpolat, açıklamasının sonunda iktidarı ekonomik politikaları nedeniyle eleştirirken, üreticinin karşı karşıya olduğu sorunların “piyasa koşulları” gerekçesiyle geçiştirilemeyeceğini savundu. Şirket kapanmaları, istihdam kaybı ve artan konkordato süreçlerinin üretim kapasitesi açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirten Canpolat, iktidarın bu tabloya ilişkin hesap vermesi gerektiğini söyledi.
