CHP Genel Başkan Yardımcısı Necdet Saraç, TBMM’de görüşülen çerçeve yasa teklifine ilişkin değerlendirmesinde Türkiye’nin kritik bir süreçten geçtiğini belirtti. Saraç, Kürt meselesinin yalnızca güvenlik başlığıyla ele alınamayacağını vurgulayarak demokratik siyaset, hukuk ve eşit yurttaşlık temelinde yeni bir döneme ihtiyaç olduğunu söyledi.
Necdet Saraç’tan çerçeve yasa değerlendirmesi
CHP Genel Başkan Yardımcısı Necdet Saraç, TBMM gündeminde bulunan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” üzerinden Türkiye’nin iç siyaseti ve bölgesel gelişmelere ilişkin kapsamlı bir değerlendirmede bulundu.
Türkiye’nin son 40 yılın en kritik eşiklerinden birinden geçtiğini belirten Saraç, yaşanan gelişmelerin yalnızca Türkiye ile sınırlı olmadığını, bölgenin tamamında yeni bir siyasi ve güvenlik düzeninin oluşmaya çalıştığını savundu.
Necdet Saraç, Milli Güvenlik Kurulu’nun son açıklamasındaki “Terörsüz Türkiye” vurgusunun “Terörsüz Bölge” yaklaşımıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin önündeki sürecin bölgesel gelişmelerden bağımsız ele alınamayacağını ifade etti.
“Kürt meselesi sadece güvenlik meselesi değil”
Saraç’ın değerlendirmesinde öne çıkan başlıklardan biri Kürt meselesinin çözümüne ilişkin yaklaşım oldu.
Meselenin yalnızca güvenlik politikaları üzerinden ele alınamayacağını belirten Saraç, ekonomik, sosyolojik ve hukuki boyutların yanı sıra eşit yurttaşlık ilkesinin de çözüm sürecinin temel unsurlarından biri olması gerektiğini söyledi.
CHP’li Saraç, TBMM’de görüşülen düzenlemenin bu açıdan daha geniş bir demokratikleşme sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilebileceğini savundu.
Saraç’a göre silahların tamamen devre dışı kaldığı, demokratik siyasetin temel ve meşru zemin haline geldiği, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı bir yapı, Türkiye’nin ortak geleceği açısından önem taşıyor.
Bölgesel gelişmelere dikkat çekti
Saraç, Türkiye’deki gelişmelerin yanı sıra Suriye ve Irak başta olmak üzere bölgedeki gelişmelere de dikkat çekti.
Devlet otoritesi dışında silahlı yapıların varlığı ve bu yapıların silah bırakmasına yönelik tartışmaların farklı ülkelerde de gündeme geldiğini belirten Saraç, bölgede yeni bir düzenin şekillendiğini ifade etti.
Bu nedenle Türkiye’de Meclis gündemine gelen düzenlemenin yalnızca iç politika açısından değil, bölgesel gelişmeler çerçevesinde de değerlendirilmesi gerektiğini belirten Saraç, Türkiye’nin nasıl bir ülke ve nasıl bir bölgesel konum istediğine ilişkin daha net bir vizyon ortaya koyması gerektiğini söyledi.
Saraç: Geçmişle hesaplaşmak yerine geleceğe bakılmalı
Çerçeve yasa teklifinin hazırlanış biçimi ve kapsamına ilişkin çeşitli soru işaretlerinin bulunduğunu belirten Saraç, geçmişte yaşanan siyasi tartışmaların ve uygulamaların da toplumdaki güven sorununu etkilediğini ifade etti.

Saraç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması konusundaki tartışmaların da sürecin önemli başlıklarından biri olduğunu belirtti.
Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Can Atalay gibi isimlere ilişkin devam eden hukuki süreçleri hatırlatan Saraç, demokratikleşme iddiasındaki bir sürecin hukuk devleti ilkesiyle birlikte ele alınması gerektiğini savundu.
Bununla birlikte Saraç, geçmişteki sorunların yeni bir çözüm arayışının önüne geçmemesi gerektiğini belirterek, silahların susması ve demokratik siyasetin güçlenmesi için Meclis zemininde adım atılmasının önemli olduğunu ifade etti.
“Çerçeve yasa tarihi bir fırsata dönüşebilir”
Necdet Saraç, TBMM’de görüşülen düzenlemenin tek başına Kürt meselesini çözmesinin mümkün olmadığını vurguladı.
Ekonomik, sosyal ve hukuki sorunların da çözüm sürecinin parçası olması gerektiğini belirten Saraç, buna rağmen söz konusu teklifin daha kapsamlı bir demokratikleşme sürecinin önünü açabilecek bir başlangıç olabileceğini söyledi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı, sürecin doğru yönetilmesi halinde toplumsal kutuplaşmanın azaltılabileceğini ve demokratik siyasetin güçlenebileceğini savundu.
CHP’nin geçmişteki çözüm önerilerini hatırlattı
Necdet Saraç, CHP’nin Kürt meselesine ilişkin geçmişten bugüne ortaya koyduğu politika belgelerini de gündeme getirdi.
1989 tarihli “Doğu Raporu”, 1991 SHP-DYP koalisyon protokolü, 2015 seçim bildirgesi ve 2020’de yayımlanan “İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi” gibi belgelerin CHP’nin konuya ilişkin çözüm önerilerini içerdiğini belirtti.
Saraç, CHP’nin temel yaklaşımının başta Kürt meselesi olmak üzere toplumsal sorunların demokrasi temelinde ve TBMM’nin öncülüğünde çözülmesi olduğunu ifade etti.
Bu yaklaşımın Türkiye’nin bağımsızlığı, demokrasisi ve üniter yapısını güçlendireceğini savunan Saraç, geçmiş yıllarda CHP’nin önerilerinin dikkate alınması halinde çatışmaların ve can kayıplarının önüne geçilebileceğini öne sürdü.
“Silahların devre dışı kaldığı bir Türkiye ortak hedef olmalı”
Saraç, Türkiye’de hukuk ve yargıya güven konusunda ciddi sorunlar bulunduğunu belirterek, buna rağmen demokratik siyasetin güçlendirilmesi yönünde adım atılması gerektiğini söyledi.
Temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, toplumsal mutabakatın Meclis iradesiyle oluşturulduğu bir Türkiye’nin ortak hedef olması gerektiğini belirten Saraç, CHP’nin yasa teklifine yönelik yaklaşımının da bu çerçevede şekillendiğini ifade etti.
CHP’nin süreç boyunca Adalet Komisyonu ve Genel Kurul çalışmalarında toplumsal barış, hukukun üstünlüğü ve demokratik siyaset anlayışının güçlendirilmesine yönelik düzenlemeleri savunacağını belirten Saraç, sürecin demokratik meşruiyet içinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
CHP’den bölgesel iş birliği vurgusu
Necdet Saraç, değerlendirmesinin son bölümünde CHP’nin bölgesel barış ve iş birliğine yönelik geçmişteki politikalarına da değindi.
Atatürk döneminde Balkan Paktı ve Sadabat Paktı gibi bölgesel iş birliği girişimlerinin hayata geçirildiğini hatırlatan Saraç, CHP’nin 2020 yılında da Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı (OBİT) önerisini gündeme getirdiğini belirtti.
Türkiye’nin bölgesel gelişmeler karşısında kendi tarihsel ve toplumsal gerçeklikleri üzerinden hareket etmesi gerektiğini savunan Saraç, güçlü bir dış politika ile iç barışın birbirini desteklemesi gerektiğini ifade etti.
Saraç, Türkiye’nin geleceği açısından asıl hedefin yalnızca terörün sona erdirilmesi değil; hukukun üstünlüğünün, eşit yurttaşlığın ve demokratik siyasetin güvence altına alındığı bir Cumhuriyet olduğunu vurguladı.
