Koç Topluluğu’nun 100. yıl etkinliklerinde bir araya gelen Başkent Üniversitesi Kurucusu Prof. Dr. Mehmet Haberal ile Rahmi Koç, Ömer Koç ve Ali Koç; bu köklü dostluğun en güzel tablosunu sergilediler.
“Vehbi Koç’un En Büyük Eseri Ankara Koç Yurdu’dur”
Branşları ve yolları farklı görünse de kalpleri memleket sevdasıyla aynı çarpan bu isimlerin ortak bir geçmişi var. Prof. Dr. Mehmet Haberal, üniversite yıllarında Ankara Koç Yurdu’nda 5,5 yıl boyunca öğrenci olarak kaldığını her fırsatta büyük bir gururla dile getirir.
Etkinlikte Koç Ailesi ile bir araya gelen Prof. Dr. Haberal, bu tarihi bağı şu anlamlı sözlerle hatırlattı:
“Bana sorsalar ki Vehbi Koç’un en büyük eseri nedir diye? Hiç şüphesiz Ankara’daki Koç Yurdu’dur derim. Ben dâhil birçok arkadaşımız o yurtta kalarak eğitimimizi bitirdik.”
Bu samimi anı karşısında oldukça duygulanan Ali Koç ise, “Bunu bilmiyordum, duymaktan büyük onur duydum,” ifadeleriyle karşılık verdi.
Karşılıklı Kadirşinaslık: “Başarıları Vitrinlere Sığmıyor”
Bu buluşma yalnızca bir nostalji veya 100. yıl kutlama gecesi değil, aynı zamanda karşılıklı bir kadirşinaslık ve vefa duruşuydu. Gecenin onur konuklarından olan Prof. Dr. Mehmet Haberal, Koç Topluluğu’nun Cumhuriyet tarihindeki yerine şu sözlerle dikkat çekti:
“Koç Topluluğu, 100 yıldır ülkemizin kalkınma hamlesinde önemli sorumluluklar üstlenmiştir. İstihdama katkı sağlayan güzide yatırımlarının yanı sıra, Türkiye’nin milli hedeflerini sahiplenerek Cumhuriyetimizin yüksek bir seviyeye erişmesi hedefinde de her zaman sorumlu bir anlayışla hareket etmiştir.”
Rahmi Koç ise yakın dostu Haberal’ı şu sözlerle onurlandırdı:
“Haberal Hocamızın dünya çapındaki başarıları, sadece onun değil, Türkiye’nin de gururudur. Kendisinin vizyonu, Türkiye’nin bilimsel ve akademik alanda dünyaya açılan penceresidir. Aldığı uluslararası ödüller ve başarılar artık vitrinlere sığmıyor.”
Bu koyu ve samimi sohbete, etkinlikte bulunan MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli de eşlik ederek bu tarihi ana tanıklık etti.
Makamların Ötesindeki Gerçek Zenginlik: Vefa
Bu buluşmanın öznesi yalnızca anılar değildi. Sahnede çok daha güçlü bir duygu vardı: Vefa. Vefanın en kıymetli hali ise şüphesiz dostlukta saklıdır. Statüler, unvanlar, makamlar geride bırakılmış; Haberal’ın o bilindik samimiyeti ve içtenliğiyle yeniden o eski günlere dönülmüştü. O anlarda, aralarındaki dostluk bir akademik başarıdan ya da ticari bir dehadan çok daha büyük bir anlam taşıyordu. Koç Ailesi’nin Haberal Hoca’ya gösterdiği en üst düzeydeki ilgi ve hürmet de bu derin bağın bir göstergesiydi.
Prof. Dr. Mehmet Haberal, bu dostluğun mihenk taşıydı belki de. Sadece tıpta değil, hayatta da “hüner”i ve “marifet”iyle öne çıkan bir şahsiyet. Sözel zekâsıyla, zarafetiyle, mütevazılığıyla sadece bilim dünyasına değil, insanlığın gönül dünyasına da dokunan bir isim. Onun asıl büyüklüğü yalnızca ameliyat masalarında ya da üniversite kürsülerinde değil; dostlarını unutmayışında, geçmişini sahiplenişinde ve değerlerine olan sadakatinde saklı.
Bu anlamlı buluşma hepimize gösterdi ki; gerçek dostluklar ve vefa duygusu, zamana direnmenin en asil yoludur. 60 yıllık bu bağ, yalnızca bireylerin değil, köklü bir değerler manzumesinin de dimdik ayakta kaldığını kanıtlıyor.
