Çiftçinin banka borcu 2004’ten 2026’ya 275 kat artarak 1 trilyon 459 milyar TL’ye ulaştı. Tarımsal desteklerdeki artış ise 54 katla sınırlı kaldı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, çiftçinin bankalara olan tarımsal kredi borcunun 2004’ten Haziran 2026’ya kadar 275 kat arttığını açıkladı. 5,3 milyar TL olan borcun 1 trilyon 459 milyar TL’ye yükseldiğini belirten Sarıbal, tarımsal desteklerin ise aynı dönemde yalnızca 54 kat arttığına dikkat çekti.
Çiftçinin borç yükü, tarımsal üretimde yaşanan maliyet ve fiyat sorunlarıyla birlikte büyümeye devam ediyor. Orhan Sarıbal, düzenlediği basın toplantısında tarımsal kredi borçları, üretim maliyetleri, ürün fiyatları ve farklı bölgelerde yaşanan üretici sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Sarıbal’ın paylaştığı verilere göre çiftçinin banka borcu, 2004 yılında 5,3 milyar TL seviyesindeyken Haziran 2026 itibarıyla 1 trilyon 459 milyar TL’ye ulaştı. Aynı dönemde tarımsal destekler 3,1 milyar TL’den 167,6 milyar TL’ye yükseldi.
Böylece çiftçinin banka borcu 275 kat artarken tarımsal desteklerdeki artış 54 katta kaldı. 2004 yılında çiftçinin banka borcu tarımsal desteklerin 1,7 katı düzeyindeyken bu oran 2026’da 8,7 kata çıktı.
Takipteki tarım kredilerindeki artış da borçluluk tablosunun ağırlaştığını gösterdi. Takipteki krediler bir yıl içerisinde 7,7 milyar TL’den 25,5 milyar TL’ye yükseldi.
“Çiftçi üreterek perişan oluyor”
Çiftçinin artan borç yüküne dikkat çeken Sarıbal, üreticinin bankalar karşısında giderek daha fazla borçlandığını belirtti.

“Çiftçi perişan. Hem de üreterek perişan. Bankalar çiftçinin traktörüne, tarlasına, malına mülküne el koyabiliyor.”
Sarıbal, tarımsal finansmanın yalnızca kredi mekanizmasına bırakılmaması gerektiğini savunarak çiftçinin yüksek faiz yükü altında üretim yapmaya zorlanmaması gerektiğini ifade etti.
Mazot, gübre, tohum, fide, elektrik, sulama ve kredi faizleri gibi temel üretim girdilerinin fiyatlarında çiftçinin belirleyici olmadığını belirten Sarıbal, üreticinin kendi ürününün satış fiyatını belirleme konusunda da yeterli güce sahip olmadığını söyledi.
Sözleşmeli tarım uygulamalarının mevcut haliyle üreticiyi yeterince korumadığını savunan Sarıbal, üretim planlamasının çiftçi örgütleriyle birlikte yapılmasını, stratejik ürünlerde taban fiyat ve alım güvencesi uygulanmasını istedi.
Şeftali üreticisi maliyetin altında satış yapıyor
Tarımda borç yükünün yanı sıra ürün fiyatlarının üretim maliyetlerinin altında kalmasının da üreticiyi zor durumda bıraktığını belirten Sarıbal, şeftali üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekti.
Bursa’da sanayilik şeftalinin kilogram maliyetinin 20-25 TL seviyesine çıktığını belirten Sarıbal, bazı üreticilere kilogram başına 5 TL’ye kadar fiyat verildiğini söyledi. Mersin’de yaklaşık 15 TL maliyetle üretilen sanayilik şeftalinin de 5 TL seviyesinden alınmak istendiğini aktardı.
Denizli’nin Çivril ilçesinde ise sofralık şeftalinin kilogram maliyetinin yaklaşık 22 TL olduğunu, buna karşın fiyatın 15 TL’ye kadar gerilediğini belirten Sarıbal, üreticinin ürününü sattığında da dalında bıraktığında da zarar ettiğini ifade etti.
Üreticilerin yıllarca emek vererek kurduğu bahçelerin düşük fiyatlar nedeniyle ekonomik değerini kaybettiğini belirten Sarıbal, üreticinin adeta cezalandırıldığını söyledi.
Malatya’da 168 çiftçi selden etkilendi
Malatya’da etkili olan sağanak ve selin kayısı üreticilerinde ciddi kayıplara yol açtığını belirten Sarıbal, CHP Malatya İl Başkanlığından alınan bilgileri paylaştı.
Buna göre 168 çiftçi selden etkilenirken 3 ev, 2 ahır ve 2 depo hasar gördü. Kurutulmak üzere serilen 400 tondan fazla kayısının ise telef olduğu belirtildi.
Kayısı üreticisinin kilogram başına yaklaşık 500 TL gelir elde etmeyi beklediğini belirten Sarıbal, zarar tespit çalışmalarının hızlı biçimde tamamlanmasını istedi.
Sarıbal, yalnızca borçların ertelenmesinin yeterli olmayacağını belirterek selden zarar gören üreticilere doğrudan ve karşılıksız destek verilmesini, borçların ise faizsiz şekilde yeniden yapılandırılmasını talep etti.
Benzer kayıpların önlenmesi için kurutma alanlarının geliştirilmesi, teknolojik kurutma tesisleri ve depolama altyapısının kamu kaynaklarıyla desteklenmesi gerektiğini de ifade etti.

Kuru üzümde fiyat çağrısı
Çekirdeksiz kuru üzümün önemli bir üretim ve ihracat ürünü olduğunu belirten Sarıbal, yeni sezon fiyatının açıklanmamasının üreticiyi belirsizlik içinde bıraktığını söyledi.
Çiftçiler Sendikasının hesaplamasına göre 2026 yılında bir kilogram kuru üzümün çıplak maliyeti 93 TL olurken üreticinin emeği ve insanca yaşam payıyla birlikte referans fiyatın 151,50 TL seviyesine ulaştığını aktardı.
Toprak Mahsulleri Ofisinin 2025 yılında 9 numara çekirdeksiz kuru üzüm için 120 TL fiyat açıkladığını hatırlatan Sarıbal, yeni sezon fiyatının bir an önce açıklanması gerektiğini belirtti.
Sarıbal, kuru üzüm için açıklanacak fiyatın 150 TL’nin altında olmaması gerektiğini savunarak TARİŞ gibi üretici kuruluşlarının yeniden güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Zeytinyağı üreticisine ek vergi baskısı
ABD’nin Türkiye’den ithal edilen zeytin ve zeytinyağına yüzde 12,5 oranında ek gümrük vergisi uygulamasının üretici ve ihracatçılar açısından yeni bir sorun oluşturduğunu belirten Sarıbal, ABD pazarının Türkiye için önemine dikkat çekti.
2024-2025 sezonunun ilk dokuz ayında yaklaşık 480 milyon dolarlık zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildiğini belirten Sarıbal, bunun 118 milyon dolarlık bölümünün ABD’ye yapıldığını söyledi.
Türkiye’nin zeytinyağını ağırlıklı olarak dökme şekilde düşük fiyatlarla ihraç etmesinin katma değerin başka ülkelerde kalmasına neden olduğunu ifade eden Sarıbal, markalaşmayı destekleyen ve üreticinin ihracattan aldığı payı artıran politikaların uygulanmasını istedi.
Turşuluk biber üreticisi de zor durumda
Balıkesir’in Deliklitaş ve Yaylacık mahallelerinde turşuluk biber üretimi yapan çiftçilerin de düşük fiyat baskısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Sarıbal, ürünün kilogramının 35-40 TL seviyesinde alıcı bulduğunu söyledi.
Üreticilerin maliyetlerini karşılayabilmek için en az 70 TL fiyat beklediğini belirten Sarıbal, mazot ve gübre fiyatlarının yüzde 50-60, işçilik, bakım, lastik ve tamir giderlerinin ise yüzde 40-50 oranında arttığını ifade etti.
Az sayıdaki sanayicinin belirlediği alım koşullarının üreticiyi zor durumda bıraktığını savunan Sarıbal, piyasanın kamu tarafından düzenlenmesi ve üretim maliyetinin altında alım yapılmasının önlenmesi gerektiğini söyledi.
“Bu düzen böyle gitmez”
Tarım sektöründeki sorunların yalnızca kredi ve borç yapılandırmasıyla çözülemeyeceğini belirten Sarıbal, üretim planlaması, yeterli tarımsal destek, taban fiyat, alım güvencesi ve güçlü üretici örgütlerinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
Sarıbal, çiftçinin üretim sürecinde daha güçlü bir konuma getirilmesi gerektiğini belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bu ülkenin çiftçisi onurludur. Yazın sıcağında, kışın soğuğunda üretmektedir ama sahipsiz bırakılmıştır. Bu düzen böyle gitmez ve gitmeyecek.”
