AKK Başkan Vekili Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin’in, açıklamasının tamamı şu şekilde:
“Yaşanan okul saldırıları, yalnızca güvenlik sorunu değil; derin bir kentsel toplumsal meseledir”
“Bu tür olayların sadece bireysel vakalar olarak ele alınmasının yeterli olmadığını, meselenin daha derin bir toplumsal arka plana sahip olduğunu düşünüyorum. Modern toplumlarda şiddetin devletin tekelinde ve hukuk sistemiyle sınırlandırılmış bir güç olduğunu hatırlatarak, adalet duygusuna olan inancın zayıflaması halinde şiddetin farklı biçimlerde toplumsal zeminde karşılık bulabildiğini ifade etmek isterim”
“Kentle kurulan bağ zayıfladıkça, toplumsal aidiyet de zayıflar”
“Gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri alanların giderek daraldığı bir dönemde yaşıyoruz. Kamusal mekanların ve demokratik katılım kanallarının zayıflaması, aidiyet duygusunu aşındırmakta; kent yaşamı gençler için giderek bir deneyim ve etkileşim alanı olmaktan uzaklaşmaktadır. Bu durum, gençlerin şehirle kurduğu bağı da doğrudan zayıflatmaktadır.
Öte yandan popüler kültürün ortak bir dil üretme işlevinin zayıflamasıyla oluşan boşluk, akran ilişkileri ve dijital mecralar üzerinden doldurulmaya çalışılmaktadır. Bu yapılar gençler üzerinde yoğun ancak kırılgan bir etki alanı oluşturmakta; küresel gelişmeler, savaşlar ve belirsizlikler de gençlerin gelecekle kurduğu bağı bu şekilde zedelemektedir. Bunun sonucunda yalnızlık ve aidiyetsizlik duyguları yaygınlaşmakta, bazı durumlarda şiddet bir ifade biçimine dönüşebilmektedir.
Bu nedenle sorunun yalnızca güvenlik önlemleriyle çözülemeyeceğini özellikle vurgulamak isterim. Gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri sosyal ve kamusal alanların güçlendirilmesi ve kentle kurulan ilişkinin yeniden inşa edilmesi büyük önem taşımaktadır”
“Çözüm, sadece önlem değil; toplumsal ve insani yaklaşım gerektirir”
“Ayrıca bu meselenin yalnızca kurumsal ve yapısal bir problem olarak değerlendirilmesinin yeterli olmadığını düşünüyorum. Çocuklar ve gençler en temel düzeyde ailelerinden ilgi, sevgi ve rehberlik beklemektedir. Bu nedenle çözümün teknik değil, son derece insani bir zemine dayanması gerektiğine inanıyor; aile bağlarının güçlendirilmesi ve çocukların kendilerini değerli, görülmüş ve anlaşılmış hissetmelerinin kritik önem taşıdığını ifade ediyorum”
“Bir tür dopamin döngüsü”…
“Bu iki dünya, teknolojinin de etkisiyle gençleri kapalı bir döngünün içine sürüklemektedir. Sürekli uyarılan ama derinleşemeyen bir dikkat, sürekli yükselen ama anlam üretemeyen bir duygu hali ortaya çıkmaktadır. Bir tür dopamin döngüsü… Bu döngünün sonucu olarak gençler arasında mental sorunlar artık istisna olmaktan çıkmakta, giderek yaygın bir gerçekliğe dönüşmektedir. Bunun sonucu olarak da gençler artık sadece yalnız değil; aynı zamanda bağsız, aidiyetsiz ve hedefsiz hale gelmektedir.
İşte asıl tehlike tam da burada başlamaktadır. Bu nedenle doğru yerden bakmadığımız sürece yalnızca sonuçları konuşur, asıl nedenleri gözden kaçırırız. Sorunun kökenine inmeden yapılan her değerlendirme eksik kalır. Bu yüzden meseleyi sadece görünen yönüyle değil, onu doğuran sebepleriyle birlikte ele almak zorundayız.
Yaşanan bu üzücü olaylar nedeniyle hayatını kaybeden canlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dileklerimi sunuyorum. Yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyor, eğitim camiamıza ve tüm öğrencilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Bu tür acıların bir daha yaşanmaması temennisiyle, hepimizin ortak sorumluluğunun çocuklarımızı güvenli, huzurlu ve umut dolu bir geleceğe hazırlamak olduğunu bir kez daha vurguluyorum.
Saygılarımla,
Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin
Ankara Kent Konseyi Başkan Vekili”
