Gazeteci-Yazar Elşad Paşasoy: “Ay-yıldızlı bayrağımızı yakanlarla bizim yıldızımız asla barışamaz”

AZERBAYCAN – BHA 

Azerbaycanlı gazeteci-yazar Elşad Paşasoy, konuya ilişkin şu ifadelere yer verdi:

“Tarihi Azerbaycan şehri İrevan’da yaşanan o çirkin olayın görüntülerini – kardeş Türkiye’nin bayrağının yakılmasını – görünce akla ilk gelen ifade şu oldu: ‘Bunlar düzelecek… değiller.’

Meslektaşlarla yapılan sohbetlerde de ilk söylenen, yazılan cümle buydu. Hatta gecenin bir vakti bu görüntüyü görüştüğüm ünlü Türk diplomatlarından birinin tepkisi de olaya tam uygundu:

‘Bunlar adam olmaz. Düşmanlıkla besleniyorlar. İt ürür, kervan yürür!’

Son yıllarda bazıları Ermenilerin ıslah olduğunu zannediyordu. Hatta ‘dostluk türküleri’ söyleyenlerin sayısı bile artmıştı. Ama Ermenilerin karakterini yakından tanıyanlar aldanmamayı, özellikle son iki yüzyılda başımıza getirilenleri unutmamayı tavsiye ediyordu. Nitekim Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın da defalarca bölgede barış ve güvenliğin sağlanması için tarihi unutmamanın, hafızayı diri tutmanın önemini vurgulaması tesadüf değildi.

Bugün Ermenistan’daki sözde barış masallarının ortaya çıkardığı manzara herkesin gözleri önündedir. Bu kadar görüşme, temas, Türkiye ve Azerbaycan’a gönderilen sözde dostluk mesajları… ardından da uydurma ‘soykırım’ günü bahanesiyle düzenlenen meşale yürüyüşünde koskoca bir devletin bayrağının yakılması! Kim bilir, belki de Türk bayrağına Azerbaycan’dan gönderilen yakıtı döküp ateşe verdiler. Azerbaycan’ın Ermenistan için açtığı transit tahıl yoluna verilen ilk tepkileri de unutmadık.

‘Bu tahılı yersek zehirleniriz, ölürüz’ demişlerdi. Birkaç yıl önce Hankendi’deki ayrılıkçılar, Azerbaycan’ın Ağdam üzerinden sözde ‘aç kalan’ sivillere un göndermek istemesine de şu cevabı vermişti:

‘Ölürüz ama Türk ekmeği yemeyiz!’

Hatta Askeran Kalesi yakınlarında yolu kesmiş, Azerbaycan TIR’larının şehre girmesini engellemişlerdi. Bu kibri, bu düşmanlığı yıllardır gördük.

Birileri çıkıp ‘Nikol Paşinyan ve ekibi farklı’ diyebilir. Ama gerçek ortadadır. Seçim öncesi ülkeyi karış karış dolaşan başbakanın tek derdi 7 Haziran engelini aşmak ve iktidarı korumaktır. Seçim platformasının merkezinde Azerbaycan’la barış ve Türkiye ile normal ilişkiler kurma vaadi varsa, o zaman önce kendi ülkesinde düzeni sağlaması gerekir.

Türkiye ile normal ilişki kurmak istediğini söyleyen bir yönetim, Türkiye bayrağının yakılmasına nasıl göz yumar?
Başka olaylarda polis anında müdahale ederken, burada neden ortada kimse yoktu?

Paşinyan’ın sözcüsü aracılığıyla bu olayı ‘provokasyon’ diye nitelemesi ise gerçeği örtme çabasından başka bir şey değildir. Bu yalnızca sorumsuzluk değil; alçaklık, nefret ve açık bir suçtur. Bu eylemin arkasındaki kişiler bulunmalı ve cezalandırılmalıdır.

Ermenistan Meclis Başkanı Alen Simonyan’ın sözleri de inandırıcı değildir. Bayrak yakmanın ‘24 Nisan’ın anlamına gölge düşürdüğünü’ söyleyen bir siyasetçi, hâlâ aynı yalan anlatının peşinden gidiyorsa ortada samimiyet yok demektir. Çünkü 1915 olaylarının ‘soykırım’ olmadığı, dönemin uluslararası araştırma heyetleri tarafından bile rapor edilmiştir. Türkiye arşivlerini açtığında buna olumlu karşılık verilmemesi de gerçeğin peşinde olunmadığını göstermektedir. Amaç tarih değil, siyasi baskıdır.

Bugün Belçika ve Hollanda parlamentolarında kabul edilen kararlar, Fransa’nın bölgede gerginliği artırma girişimleri ve Ermenistan’ın bu kampanyalara destek vermesi tesadüf değildir. Tüm bunlar daha büyük bir planın parçalarıdır ve Paşinyan yönetimi de bu planın içindedir.

Bu olay ilk değildir. 2023 yılında Erivan’da düzenlenen Avrupa Halter Şampiyonası’nın açılışında da Azerbaycan ve Türkiye bayrakları yakılmıştı. O gün de ciddi bir yaptırım uygulanmadı. Bugün yaşananlar, bu zihniyetin devam ettiğini gösteriyor.

Paşinyan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile tokalaşıp dostluk mesajı vermesi yetmez. Eğer gerçekten barış istiyorsa, önce nefret siyasetini durdurmalıdır. Aksi halde ‘sınırı açın’ çağrıları samimi görünmez. Çünkü aynı anda Türkiye karşıtı askeri ve siyasi ittifaklar kurmak, barış söylemiyle çelişir.

Sonuç açıktır.

Bir devletin bayrağına yapılan hakaret yalnızca bir provokasyon değil, aynı zamanda düşmanlığın açık göstergesidir.
Türkiye ve Azerbaycan bayraklarına el uzatanların bunun bedelini ödeyeceğini tarih defalarca göstermiştir.

Türk bayrağının ne ifade ettiğini anlamak için İstiklal Marşı’ndaki şu dizelere bakmak yeterlidir:

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak…”

Güncel Haberler

Benzer Haberler

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz