Faik Öztrak, fon skandalı ve CHP Grubu’nun parasıyla ilgili tartışmaların yargıda sonuçlanacağını belirterek derhal seçim çağrısını yineledi.
CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, fon düzenlemesine ilişkin eleştirilerinde, temerrüt öncesinde satış talimatı vermesine rağmen parasını alamayan yatırımcıların tasfiye sıralamasında geriye düşürülmesine tepki gösterdi. Düzenlemenin hukuki sonuçlarının mahkemede belirleneceğini söyleyen Öztrak, CHP TBMM Grubu’nun parasına ilişkin tartışmaların da yargıda sonuçlanacağını belirtti. Öztrak, “Hem fon rezaletiyle uğraşırız hem de partimizin parasını geri almak için elimizden gelen her şeyi yaparız” dedi.
TBMM’de basın toplantısı düzenleyen Faik Öztrak, fon skandalının ekonomik ve kurumsal sonuçlarından erken seçim tartışmalarına, Mekke Anlaşması’ndan CHP TBMM Grubu’nun parasına ilişkin yargı sürecine kadar çeşitli başlıklarda değerlendirmelerde bulundu.

Faik Öztrak: Fon mağdurlarının hakları mahkemede aranacak
Fon düzenlemesine ilişkin değerlendirmesinde Faik Öztrak, Fon Yasası’na Genel Kurul aşamasında gece yarısı eklenen maddenin, temerrüt öncesinde satış talimatı veren ancak parasını alamayan yatırımcıları olumsuz etkilediğini savundu. Öztrak’a göre düzenleme, söz konusu kişilerin alacaklı yerine pay sahibi olarak değerlendirilmesine ve tasfiye sıralamasında geriye düşmesine yol açıyor.
Sermaye Piyasası Kanunu’nun takas kesinliğini düzenleyen 79’uncu maddesine işaret eden Öztrak, takas talimat ve işlemlerinin geri alınamayacağına ilişkin hükmün açık olduğunu belirtti. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) açıklamasını da eleştiren Öztrak, kurumun düzenlemeye destek verdiğini öne sürdü.
Öztrak, “Görünen o ki, bu iş mahkemede bitecek. Bu maddeden etkilenenler, haklarını mahkeme yoluyla alacak” ifadelerini kullandı. Düzenlemenin doğuracağı maliyetin kamu kaynakları üzerinden karşılanabileceğini savunan Öztrak, yükün sonuçta vatandaşın sırtına bırakılabileceği uyarısında bulundu.
“Büyük fon soygunu kurumsal tahribatın sonucu”
Fon skandalını yalnızca birkaç kişinin hatası olarak değerlendirmenin yetersiz olduğunu söyleyen Öztrak, yaşananların denetim mekanizmalarındaki ve kamu kurumlarındaki sorunlarla bağlantılı olduğunu ileri sürdü. Ekonomik kurumların bağımsızlığının zayıfladığını, liyakat yerine sadakatin öne çıktığını savunan Öztrak, mevcut yönetim anlayışının kurumsal yapıya zarar verdiğini dile getirdi.
Faik Öztrak, fon skandalının ortaya çıkmasının ardından borsa endekslerinde yaşanan düşüşe dikkat çekerek, milletin karşı karşıya kaldığı ekonomik faturanın büyüdüğünü söyledi. Hükümetin olayın bütün bağlantılarını ortaya çıkarması gerektiğini belirten Öztrak, sorumluluğun yalnızca birkaç kişiyle sınırlandırılmaması çağrısında bulundu.
Fon skandalıyla ilgili siyasi ve bürokratik bağlantıların araştırılmasını isteyen Öztrak, hükümetin bazı isimleri öne çıkararak asıl sorumluların üzerini örttüğünü iddia etti. Skandalda adı geçen kurumların yöneticilerinin görevde kalmasını da eleştiren Öztrak, kamu kurumlarında hesap verebilirliğin sağlanması gerektiğini savundu.

Mal varlıklarının açıklanması çağrısı
Öztrak, 2018 yılından sonra görev yapan bakanların, bakan yardımcılarının, AK Parti genel başkan yardımcılarının ve BDDK, SPK, Borsa İstanbul, Takasbank ile kamu bankalarının üst düzey yöneticilerinin mal varlıklarının kamuoyuna açıklanmasını istedi. Bu kişilerin yakınlarının mal varlıklarında görev süreleri boyunca, özellikle de son bir yılda meydana gelen değişimlerin de ortaya konulması çağrısında bulundu.
Fon skandalının gerçek sorumlularının belirlenmesi için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını önerdiklerini hatırlatan Öztrak, bu önerinin reddedildiğini söyledi. Skandalla bağlantılı kişilerin ve para hareketlerinin kapsamlı biçimde araştırılması gerektiğini belirten Öztrak, hükümetin güveni yeniden tesis etme kapasitesini kaybettiğini ileri sürdü.
“Derhal seçim” çağrısını yineledi
Erken seçim tartışmalarına da değinen Öztrak, Türkiye’de yaşanan güven bunalımının mevcut yönetimle aşılamayacağını savundu. 2018’den bu yana uygulanan ekonomi politikalarına duyulan güvenin kalmadığını belirten Öztrak, erken seçimin gerekli olduğunu söyledi.
Öztrak, “Derhal seçim gerekir. Başka türlü bu güven bunalımını aşmak mümkün değildir. Bu yönetimin devam etmesi durumunda Türkiye’de hangi acı ilacı içirirseniz içirin etkisiz kalmasına yol açacaktır” dedi.
Ekonomik göstergelere ilişkin değerlendirmelerinde borsadaki kayıplara, tüketici güvenindeki düşüşe ve Türkiye’nin dış finansman ihtiyacına dikkat çeken Öztrak, 2027 bütçesinin ekonomik gelişmeler ışığında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Fon skandalının ekonomiye etkilerinin bütçe hazırlanırken öngörülmediğini belirten Öztrak, borçlanma ihtiyacının hangi koşullarda ve hangi faiz oranlarıyla karşılanacağının yanıtlanması gerektiğini ifade etti.

Mekke Anlaşması için hem fırsat hem risk uyarısı
Öztrak, basın toplantısında Mekke Anlaşması’na ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Anlaşmanın Türkiye açısından bölgesel iş birliği ve güçlenme fırsatları yaratabileceğini belirten Öztrak, bazı maddelerin ise Türkiye’nin dış politika ve güvenlik tercihlerini uzun süre bağlayabilecek riskler taşıdığını söyledi.
Anlaşmanın, taraf ülkelerden birine saldırı olması durumunda diğerlerinin derhal ve sağlayabilecekleri tüm imkânlarla yardım etmesini öngören ikinci maddesine dikkat çeken Öztrak, NATO Antlaşması’nda bile bu şekilde otomatik bir mekanizma bulunmadığını savundu. Ayrıca anlaşmanın 10 yıl boyunca tarafların çekilmesini sınırlandıran hükmünün de dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Öztrak, anlaşmanın Dışişleri Komisyonu’nda ayrıntılı biçimde tartışılmasını istedi. Türkiye’nin başka ülkelerin bölgesel planlarının maliyetini üstlenmesine karşı olduklarını ifade eden Öztrak, ülkenin milli çıkarlarına uygun ve bölgesel gücünü artıracak adımları ise destekleyeceklerini kaydetti.
CHP Grubu’nun parasına ilişkin karar yargıda verilecek
CHP TBMM Grubu’nun parasına ilişkin tartışmalar hakkında da konuşan Öztrak, konunun yargıya intikal ettiğini ve paranın kime ait olduğuna mahkemenin karar vereceğini söyledi. Söz konusu paranın CHP Genel Merkezi’nin İş Bankası’ndaki özel hesabında bulunduğunu ve CHP’nin mal varlığına geçtiğini belirtti.
Öztrak, paranın nasıl kullanılabileceğinin CHP Grup İç Yönetmeliği, Siyasi Partiler Kanunu ve Anayasa çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Grup kararlarının ve bu kararların hangi hukuki dayanaklarla alındığının incelenmesi gerektiğini belirten Öztrak, yargı sürecinin sonucunun beklenmesi gerektiğini kaydetti.
Kendilerine yönelik eleştirilerin fon skandalına ilişkin açıklamaların önüne geçme amacı taşıdığı iddiasını reddeden Öztrak, iki konunun birbirinden ayrı ele alınabileceğini söyledi.
“Biz hem fon rezaletiyle uğraşırız hem de partimizin Grup Başkanlığının partimize ait olan parasını geri almak için elimizden gelen her şeyi yaparız” diyen Öztrak, kendi haklarını aramayan bir siyasi partinin fon mağdurlarının haklarını savunmasının sorgulanabileceğini belirtti.
Öztrak, eleştirilerinin yalnızca belirli kişilere değil, Türkiye’deki yönetim ve denetim sistemine yönelik olduğunu da vurguladı. Kurumsal yapının güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğünün sağlanması ve kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflığın artırılması gerektiğini savunan Öztrak, CHP Grubu’nun parasına ilişkin nihai kararın mahkeme tarafından verileceğini yineledi.
Basın toplantısında Cumhuriyet’in 103’üncü yıl dönümüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Öztrak, Cumhuriyet’in bağımsızlık, eşitlik ve adalet açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerinden uzaklaşıldığını savunan Öztrak, sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
