CHP, fon yasasına muhalefet şerhi sundu. Düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğunu savunan parti, Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istedi.
CHP, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan fon düzenlemesine kapsamlı bir muhalefet şerhi hazırladı. Düzenlemenin Anayasa’ya aykırılıklar taşıdığını savunan CHP’li milletvekilleri, fon tasfiyelerinin dar kapsamlı bir yasal düzenleme olarak ele alınmasına karşı çıktı. Muhalefet şerhinde, yatırımcıların zararlarının nasıl karşılanacağı, kamu kaynaklarının kullanılıp kullanılmayacağı ve geçmiş dönemde yaşandığı belirtilen usulsüzlüklerin araştırılıp araştırılmayacağı gibi başlıklara dikkat çekildi.
CHP, fon krizinin yalnızca tasfiye sürecindeki 131 fonla sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, yaşananların tüm yönleriyle incelenmesi için TBMM bünyesinde bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istedi. Partinin önerisi, bağımsız uzmanların da yer alacağı bir komisyon aracılığıyla sorumlulukların belirlenmesini, kamu görevlileri ve olası siyasi bağlantıların araştırılmasını ve hukuka aykırı yollarla elde edildiği belirlenen varlıkların geri alınmasını kapsıyor.
Muhalefet şerhinde, düzenlemenin yatırımcıların kayıplarının tamamını karşılamayı güvence altına almadığı da savunuldu. CHP’li üyeler, tasfiyesi tamamlanan fonlarda geçmiş döneme ilişkin idari ve cezai soruşturmaların yürütülmemesi ihtimalinin ciddi hukuki sorunlar doğurabileceğini belirterek, bu durumun “kısmi nitelikte örtülü af” anlamına gelebileceğini ifade etti.
CHP: Fon Skandalı Yalnızca 131 Fonla Sınırlı Değil
CHP’nin TBMM Başkanlığı’na sunduğu muhalefet şerhinde, tasfiye kapsamındaki 131 fonun toplam fon sayısının yüzde 4,6’sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7’sini oluşturduğu bilgisine yer verildi. Bu nedenle yaşananların yalnızca söz konusu fonlarla sınırlandırılmasının, piyasalardaki kayıpların tamamını değerlendirmek açısından yetersiz kalacağı savunuldu.
Şerhte, tasfiye kapsamındaki fonlara yatırım yapan yaklaşık 455 bin 758 kişinin yanı sıra borsada işlem yapan yatırımcıların yaşadığı kayıpların da dikkate alınması gerektiği belirtildi. Yaklaşık 7 milyon yatırımcıyı ilgilendiren borsa kayıplarının değerlendirmeye yeterince yansıtılmadığını ileri süren CHP’li üyeler, halka açık şirketlerin piyasa değerindeki kaybın 100 milyar dolara ulaştığı yönündeki iddiaların da araştırılması gerektiğine dikkat çekti.
CHP’ye göre fon krizinin kapsamını yalnızca tasfiye sürecindeki fonlar üzerinden değerlendirmek, sermaye piyasalarında ortaya çıkan daha geniş çaplı kayıpların ve bu kayıplara yol açan süreçlerin gözden kaçırılması riskini taşıyor. Muhalefet şerhinde, olayların tüm boyutlarının ortaya çıkarılması için kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiği vurgulandı.
“Kamu Kaynağı Kullanılmayacağı İddiası İnandırıcı Değil”

Muhalefet şerhinde eleştirilen başlıklardan biri de tasfiye işlemlerinin kamu bütçesine yük getirmeyeceği yönündeki değerlendirme oldu. Kanun teklifine ilişkin etki analizinde yer alan, tasfiye işlemlerinin kamu bütçesine yük getirmeden yürütüleceği ifadesinin yeterince ikna edici olmadığı savunuldu.
CHP’li üyeler, fonlarla hukuki veya ekonomik bağlantısı bulunan varlıkların geri kazanım sistemine dâhil edilmesi ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Ceza soruşturması ve kovuşturması kapsamında el konulan ya da ilerleyen süreçte el konulabilecek malvarlıkları ile müsadere edilen veya edilecek değerlerin miktarına ilişkin yeterli bir değerlendirme bulunmadığı ifade edildi.
Şerhte, kamu kaynaklarının doğrudan ve dolaylı etkilerinin birlikte ele alınması gerektiği kaydedildi. CHP, yatırımcılara yapılacak geri ödemelerin hangi kaynaklardan karşılanacağının açık biçimde ortaya konulmasını ve tasfiye sürecinin mali yükünün kamuya aktarılmamasını istedi.
Düzenlemede ara ödemeler için bir milyon liralık üst sınır öngörülmesinin, her yatırımcıya bu tutarda ödeme yapılacağı anlamına gelmediğine dikkat çeken CHP’li üyeler, yatırımcıların zararlarının tamamının karşılanmasının da güvence altına alınmadığını savundu.
Muhalefet şerhinde ayrıca, fon krizinin yaşandığı süreçte Türkiye Varlık Fonu kaynaklarının piyasalara müdahale amacıyla bazı işlemlerde kullanıldığı yönündeki değerlendirmelere yer verildi. Bu nedenle kamu kaynağı kullanılmadığı yönündeki açıklamaların yeterince inandırıcı olmadığı ileri sürüldü.
Tasfiyesi Tamamlanan 66 Fon İçin Soruşturma Tartışması
CHP’nin muhalefet şerhindeki en dikkat çekici itirazlardan biri, tasfiyesi tamamlandığı belirtilen 66 yatırım fonuna ilişkin oldu. Şerhte, kanun teklifinin görüşülmesi sırasında 131 fondan 66’sının tasfiyesinin tamamlanmasının öngörüldüğü, kalan 65 fon için ise sürecin devam edeceği yönünde açıklamalar yapıldığı hatırlatıldı.
CHP’li üyelerin aktardığı bilgilere göre, A1 Portföy Yönetim Şirketi AŞ, Bulls Portföy Yönetim Şirketi AŞ ve Pardus Portföy Yönetim Şirketi AŞ yönetimindeki 66 ayrı yatırım fonunda bulunan 45 binin üzerindeki yatırımcıya toplam yaklaşık 40,8 milyar lira tutarında ayni ve nakdi tasfiye işleminin Ziraat Bankası tarafından tamamlandığı ifade edildi.
Muhalefet şerhinde, bu açıklamalardan hareketle düzenlemenin kalan 65 yatırım fonuna yönelik olacağı değerlendirmesi yapıldı. Tasfiyesi tamamlanan 66 fonda geçmiş dönemde gerçekleştiği öne sürülen yolsuzluklar bakımından herhangi bir işlem yapılmaması veya yöneticiler hakkında idari ve cezai soruşturma açılmaması ihtimalinin ortaya çıktığı savunuldu.
CHP, bu ihtimalin geçmişteki işlemlerin araştırılmadan bırakılması sonucunu doğurabileceğini belirterek düzenlemeyi “kısmi nitelikte örtülü af” olarak nitelendirdi.
Partinin itirazı, tasfiye işlemlerinin tamamlanmasıyla geçmiş döneme ilişkin sorumlulukların birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiği yönünde şekillendi. CHP’ye göre yatırımcıların zararlarının karşılanmasına yönelik adımlar atılırken, varsa usulsüzlüklerin ve hukuka aykırı işlemlerin de ayrıca araştırılması gerekiyor.
CHP’den Meclis Araştırma Komisyonu Çağrısı
CHP, fon krizinin nedenlerini ve sorumlularını ortaya çıkarmak için TBMM bünyesinde Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep etti. Muhalefet şerhinde, yalnızca tasfiye işlemlerini düzenleyen özel ve istisnai bir kanun değişikliğinin yeterli olmayacağı, benzer olayların yeniden yaşanmasını önleyecek genel ve kapsamlı yasal düzenlemelere ihtiyaç bulunduğu belirtildi.
Partinin önerdiği komisyonun bağımsız uzmanların katılımıyla çalışması, sorumlu kamu görevlilerinin ve olası siyasi bağlantıların incelenmesi, fonlardan hukuka aykırı biçimde çıkarıldığı belirlenen değerlerin geri alınması ve ortaya çıkan zararın kamuya yüklenmemesi konularını birlikte ele alması istendi.
CHP, fon krizinin yalnızca yatırımcıların parasının geri ödenmesi meselesi olarak görülmemesi gerektiğini savunuyor. Muhalefet şerhinde, olayların nasıl geliştiğinin, denetim mekanizmalarının görevlerini yerine getirip getirmediğinin ve varsa sorumlulukların hangi kişi veya kurumlara ait olduğunun ortaya çıkarılmasının önemine işaret edildi.
SPK’nın Yetkileri ve Denetim Sorumluluğu Eleştirildi
Muhalefet şerhinde Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) rolü de tartışmaya açıldı. CHP’li üyeler, skandalın ortaya çıkışında ve devamında düzenleyici ve denetleyici kurumların sorumluluğunun araştırılması gerektiğini savunarak SPK’ya geniş yetkiler verilmesini eleştirdi.
Kanun teklifinde varlıkların tespiti ve nakde çevrilmesi, değerleme işlemleri, fon pay sahipliği mutabakatı, ara ve nihai ödemeler ile dağıtım sırasının belirlenmesi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda aşamada Kurula yetki verildiği belirtildi.
CHP, bu yetkilerin sınırlarının yeterince açık çizilmemesinin hukuki belirsizlik yaratabileceğini ileri sürdü. Yatırımcıların hangi koşullarda ödeme dışında bırakılacağının, bu kararların hangi gerekçelerle alınacağının ve yanlış değerlendirmelere karşı nasıl itiraz edilebileceğinin kanun metninde açıkça düzenlenmesi gerektiği ifade edildi.
Şerhte, SPK’nın idari tespitleriyle ceza yargılamasında verilecek suçluluk kararlarının birbirinden ayrılması gerektiği de vurgulandı. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104’üncü maddesindeki idari yaptırımlarla 106 ve 107’nci maddelerde düzenlenen suçların aynı hukuki nitelikte olmadığına dikkat çekildi.
CHP’ye göre ödeme dışında bırakma kararlarının bireysel gerekçelere dayanması, ilgili kişilere bildirilmesi ve etkili itiraz mekanizmalarının oluşturulması gerekiyor. Aksi durumda yatırımcıların haklarının korunması ve alınan kararların denetlenmesi bakımından sorunlar ortaya çıkabileceği savunuldu.

“Yasa Anayasa’nın Eşitlik ve Hukuk Devleti İlkelerine Aykırı”
CHP’nin muhalefet şerhinde, fon düzenlemesinin Anayasa’nın temel ilkeleriyle bağdaşmadığı yönünde hukuki itirazlara da yer verildi. Partili üyeler, özellikle hukuk devleti, kanun önünde eşitlik ve yasama yetkisinin TBMM’ye ait olması ilkeleri açısından düzenlemenin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Şerhte, Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesi, 10’uncu maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesi ve 7’nci maddesinde belirtilen yasama yetkisi çerçevesinde değerlendirmeler yapıldı. SPK’ya tasfiye sürecinin farklı aşamalarında geniş ve sınırları yeterince belirlenmemiş takdir yetkileri verilmesinin anayasal açıdan sorun oluşturabileceği savunuldu.
Ödeme dışında bırakılacak kişilerin belirlenmesi, kararların gerekçelendirilmesi ve yargısal denetimin nasıl işleyeceği gibi konuların açık biçimde düzenlenmemesinin mülkiyet hakkı, masumiyet karinesi ve hak arama özgürlüğü bakımından hukuki tartışmalara yol açabileceği ifade edildi.
CHP, kanun teklifinin bu yönleriyle yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, yatırımcıların haklarını güvence altına alan ve idari kararların denetlenmesini mümkün kılan açık hükümlere ihtiyaç olduğunu belirtti.
CHP’nin Temel Talebi: Zararlar Karşılanırken Sorumlular da Araştırılsın
CHP’nin TBMM’ye sunduğu muhalefet şerhi, fon tasfiyelerinin nasıl yürütüleceğinin ötesinde, krizin arka planının ve olası sorumlulukların da araştırılması gerektiği görüşüne dayanıyor. Partinin itirazları; yatırımcı kayıplarının tamamının güvence altına alınmaması, kamu kaynaklarının kullanılmayacağı yönündeki açıklamaların inandırıcı bulunmaması, tasfiyesi tamamlanan fonların geçmiş işlemlerinin soruşturulması ve SPK’ya verilen yetkilerin sınırları gibi başlıklarda yoğunlaşıyor.
CHP, fon krizinin bütün yönleriyle aydınlatılması için bağımsız uzmanların katılacağı bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını, yatırımcıların haklarının korunmasını ve hukuka aykırı işlemlerden sorumlu olanların ortaya çıkarılmasını talep ediyor.
Partinin muhalefet şerhinde, yatırımcıların zararlarının karşılanması ile geçmiş dönemdeki olası usulsüzlüklerin araştırılmasının birbirinin alternatifi olmadığı vurgulanıyor. CHP’ye göre hem yatırımcıların haklarının korunması hem de kamu görevlileri ve olası siyasi bağlantılar dâhil olmak üzere sorumlulukların açıklığa kavuşturulması gerekiyor.
