Orhan Sarıbal, yoksullukla mücadele için güvenli konut çağrısı yaptı. Sosyal konut, kiracı hakları ve mevsimlik tarım işçilerinin koşullarına dikkat çekti.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 17 Ekim Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Gün dolayısıyla yaptığı açıklamada, artan barınma ve gıda giderlerinin dar gelirli yurttaşlar üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Güvenli bir evde yaşamanın temel hak olduğunu vurgulayan Sarıbal, kamu arazilerinin sosyal konut projelerine ayrılmasını, kiracıların korunmasını ve mevsimlik tarım işçilerinin yaşam koşullarının iyileştirilmesini istedi.
Orhan Sarıbal: Yoksulluk yalnızca gelir eksikliği değil
Birleşmiş Milletler’in bu yılki çağrısının “Herkes için güvenli konut” olduğunu hatırlatan Sarıbal, yoksulluğun yalnızca gelir düzeyi üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirtti. Barınma, beslenme, ısınma, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunların aynı toplumsal tablonun parçaları olduğunu ifade etti.
Sarıbal, kira ödeyememenin, güvenli bir evde yaşayamamanın ve sağlıklı gıdaya ulaşamamanın yurttaşların yaşam koşullarını doğrudan etkilediğini belirterek, yoksullukla mücadelenin bütüncül politikalarla yürütülmesi gerektiğini savundu.

Dar gelirli hanelerin harcamalarının büyük bölümü kira ve gıdaya gidiyor
TÜİK’in 2025 yılı hanehalkı tüketim harcamaları verilerine dikkat çeken Sarıbal, konut ve kira giderlerinin toplam tüketim harcamaları içindeki payının yüzde 29,3 olduğunu aktardı.
En düşük gelirli yüzde 20’lik kesimde ise konut ve kira harcamalarının payının yüzde 38,7’ye, gıda harcamalarının payının yüzde 29,2’ye yükseldiğini belirtti. Böylece bu gruptaki hanelerin tüketim harcamalarının yüzde 67,9’unun yalnızca barınma ve beslenmeye ayrıldığını vurguladı.
Bu tablonun kişisel başarısızlıkla açıklanamayacağını ifade eden Sarıbal, ücretleri baskılayan, kiracıları yeterince korumayan ve kamusal konut üretimini geri plana iten politikaları eleştirdi. Düşük gelirli ailelerin bütçelerinin büyük bölümünü temel ihtiyaçlara ayırmak zorunda kalmasının diğer yaşam giderlerini karşılamayı da güçleştirdiğine işaret etti.
Kamu arazileri sosyal konut için kullanılmalı
Güvenli, sağlıklı ve depreme dayanıklı bir evde yaşamanın temel bir hak olduğunu belirten Sarıbal, kamu arazilerinin rant odaklı projeler yerine kiralanabilir sosyal konut üretimine ayrılması çağrısında bulundu.
Dar gelirli hanelere yönelik barınma desteğinin artırılması gerektiğini kaydeden Sarıbal, kiracıların haklarını koruyacak düzenlemelerin de güçlendirilmesini istedi. Barınma sorununun yalnızca geçici yardımlarla çözülemeyeceğini belirten Sarıbal, sosyal konut politikalarının toplumun ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Mevsimlik tarım işçilerinin barınma koşulları iyileştirilmeli
Sarıbal, açıklamasında mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı barınma sorunlarına da özel olarak dikkat çekti. Tarımsal üretimin önemli bir bölümünü üstlenen işçilerin sağlıksız ve güvencesiz koşullarda yaşamaya mahkûm edilmemesi gerektiğini belirtti.
Bu kapsamda mevsimlik tarım işçileri için temiz suya, elektriğe, sağlık hizmetlerine ve eğitime erişimin mümkün olduğu güvenli yaşam alanlarının kurulmasını istedi. İşçilerin insanca yaşam koşullarına kavuşmasının sosyal devlet anlayışının bir gereği olduğunu vurguladı.
“Yoksulluk, yardımlarla yönetilecek bir kader değildir”
Yoksullukla mücadelenin geçici sosyal yardımlarla sınırlandırılamayacağını belirten Orhan Sarıbal, kalıcı çözüm için insanca ücret, güvenceli istihdam ve temel kamu hizmetlerine erişimin güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.
Sarıbal, açıklamasında şu mesajı verdi:
“Yoksulluk, yardımlarla yönetilecek bir kader değildir. İnsanca ücret, güvenceli iş, yeterli beslenme ve kamusal eğitim, sağlık ve barınma haklarıyla ortadan kaldırılır.
Hiç kimsenin güvenli bir evi olmadığı için yaşamdan dışlandığı bir düzeni kabul etmiyoruz. Sosyal devleti, insan onurunu ve eşitliği savunacağız.”
Sarıbal’ın açıklaması, özellikle dar gelirli hanelerin artan kira ve gıda giderleri karşısında yaşadığı ekonomik sıkıntıları ve sosyal konut ihtiyacını yeniden gündeme taşıdı.
