Orhan Sarıbal, fon krizinin tüm boyutlarıyla araştırılmasını isterken belediye operasyonlarında farklı hukuki uygulamalar yapıldığını savundu.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, fon krizine ilişkin soruşturmanın yalnızca bireysel sorumluluklar üzerinden ele alınmaması gerektiğini belirterek, devlet, siyaset ve ticaret boyutlarının birlikte araştırılması çağrısında bulundu. Sarıbal, seçilmiş yerel yöneticilere yönelik gözaltılar ile fon soruşturmasında adı geçen iktidara yakın isimlere yönelik uygulamalar arasında farklılık bulunduğunu savundu.
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Sarıbal, kamu gücünün ve siyasi nüfuzun kişisel kazanca dönüştürülüp dönüştürülmediğinin ortaya çıkarılması gerektiğini ifade etti. Fon krizinin tüm yönleriyle araştırılmasını isteyen Sarıbal, siyasi ve hukuki sorumluluğun yalnızca belirli kişilerle sınırlandırılmaması gerektiğini söyledi.
“Sorumluluk Zinciri Araştırılmalı”
Sarıbal, siyasette şeffaflık ve hesap verebilirliğin kamu kaynaklarının korunması açısından önem taşıdığını belirtti. Kamusal yetkilerin, siyasi nüfuzun veya ayrıcalıklı bilginin kişisel çıkara dönüştürülüp dönüştürülmediğinin incelenmesi gerektiğini ifade eden Sarıbal, fon krizindeki sorumluluğun kapsamlı biçimde araştırılmasını istedi.
Sarıbal’a göre soruşturmanın, yalnızca doğrudan işlem yapan kişilerle sınırlı tutulmaması ve varsa siyasi sorumluluğun da ortaya çıkarılması gerekiyor. Bu kapsamda, karar alma süreçlerinin ve kamu makamlarının rolünün incelenmesi gerektiğini savundu.
17-25 Aralık ve “128 Milyar Dolar” Tartışması
Orhan Sarıbal, açıklamasında geçmiş yıllarda kamuoyunda tartışma yaratan 17-25 Aralık sürecini ve CHP’nin “128 milyar dolar nerede?” kampanyasını da hatırlattı.
17-25 Aralık döneminde gündeme gelen yolsuzluk ve rüşvet iddialarına ilişkin olarak Meclis sürecini eleştiren Sarıbal, dönemin dört eski bakanının Yüce Divan’da yargılanmasının AKP’nin Meclis çoğunluğu kullanılarak engellendiğini savundu.
Sarıbal, CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu döneminde yürüttüğü “128 milyar dolar nerede?” tartışmasında da Merkez Bankası rezervlerinin hangi kararlarla, hangi yöntemlerle ve hangi koşullarda kullanıldığının açıklanmasını istediklerini belirtti.
Merkez Bankası rezervlerinin kullanımına ilişkin kararların ve ekonomik sonuçların denetlenmesi gerektiğini söyleyen Sarıbal, kamusal kaynakları yönetenlerin topluma karşı hesap verme sorumluluğu bulunduğunu ifade etti.

Fon Krizinde Bilgi Akışı Araştırılsın
Fon krizine ilişkin değerlendirmesinde Sarıbal, yatırılan paraların kaynağının, elde edilen kazançların hangi işlemler sonucunda oluştuğunun ve kriz öncesinde bazı yatırımcıların paralarını çekip çekmediğinin araştırılması gerektiğini belirtti.
Sarıbal, özellikle kriz öncesindeki bilgi akışına dikkat çekerek, kimlerin hangi bilgilere ne zaman ulaştığının ve siyasi nüfuzun herhangi bir kişiye avantaj sağlayıp sağlamadığının ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 4 Kasım 2025 tarihinde bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını bildiklerine ilişkin açıklamasını hatırlatan Sarıbal, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) da risklere ilişkin tespitlerinin bulunduğunu belirtti.
Bu açıklamalardan hareketle ilgili kurumların ne zaman harekete geçtiğinin ve alınan tedbirlerin yatırımcıları korumada yeterli olup olmadığının incelenmesi gerektiğini savunan Sarıbal; Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK, Borsa İstanbul, Takasbank ve Merkezi Kayıt Kuruluşu gibi kurumların süreçteki sorumluluklarının araştırılmasını istedi.
Yerel Yönetici Operasyonlarını da Gündeme Taşıdı
Sarıbal, fon krizinin tartışıldığı süreçte CHP’li belediye başkanlarına yönelik gözaltıları da gündeme getirdi.
1 Ekim’de Türkiye Belediyeler Birliği ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in gözaltına alındığını hatırlatan Sarıbal, daha sonra Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen ile Ataşehir Belediye Başkan Vekili Murat Güneş’in de gözaltına alındığını belirtti.
Sarıbal, seçilmiş yerel yöneticilere yönelik soruşturmalar ile fon dosyasında adı geçen iktidara yakın isimlere yönelik uygulamalar arasında farklılık bulunduğunu savunarak, hukuki güvencelerin herkes için aynı şekilde uygulanması gerektiğini söyledi.
Masumiyet karinesi, ölçülülük ve tutuksuz yargılama ilkelerinin siyasi kimliğe göre değişmemesi gerektiğini ifade eden Sarıbal, “Kişiye göre hukuk olmaz” değerlendirmesinde bulundu.
“Bir İstifa veya Para İadesiyle Dosya Kapanmaz”
Fon krizinin yalnızca bir istifa ya da para iadesi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Sarıbal, olayın adli, idari ve siyasi boyutlarının tamamının ortaya çıkarılması çağrısında bulundu.
TBMM’nin etkin denetim yapması gerektiğini ifade eden Sarıbal, yatırımcıların haklarının korunmasının yanı sıra kamu gücünün kullanımının da denetlenmesi gerektiğini savundu.
Sarıbal ayrıca milletvekilleri, belediye başkanları ve bakanların servetlerindeki değişimlerin denetlenmesi ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin hesap verebilirliğin güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Siyasi Ahlak ve Finansman İçin Yasal Düzenleme Çağrısı
CHP’li Sarıbal, açıklamasının son bölümünde siyasi ahlak, etik ve siyasetin finansmanına ilişkin kapsamlı bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini belirtti.
Siyasette şeffaflığın ve hesap verebilirliğin güçlendirilmesi için yasal güvencelerin etkin biçimde uygulanması gerektiğini ifade eden Sarıbal, kamu kaynaklarının kullanımının denetlenmesi ve siyasi görev üstlenenlerin hesap vermesinin sağlanması çağrısında bulundu.
Sarıbal, siyasette arınma tartışmasının yanı sıra işçiler, emekliler, çiftçiler ve yurttaşların ekonomik sorunlarının da gündemde tutulması gerektiğini belirterek, şeffaflık, eşit hukuk ve hesap verebilirliğin kamu yönetiminin temel unsurları olması gerektiğini söyledi.
