Nobel Tıp Ödülü’ne Aday: Prof. Dr. Mehmet Haberal

Prof. Dr. Mehmet Haberal neden Nobel’e aday gösterilmesin?

Türkiye bazen kendi değerlerinin büyüklüğünü görmekte gecikiyor.

Dünya konuşuyor…
Uluslararası bilim çevreleri ayakta alkışlıyor…
Ama Türkiye hâlâ bazı isimlerin tarihsel önemini yeterince tartışmıyor.

İşte Prof. Dr. Mehmet Haberal böyle bir isimdir.

Mısır’ın başkenti Kahire’de düzenlenen Uluslararası Üroloji ve Nefroloji Zirvesi’nde yaşananlar bunun açık göstergesiydi.

1900’e yakın bilim insanının katıldığı toplantıda Haberal yalnızca bir konuşmacı değildi.
Adeta yaşayan bir bilim tarihi olarak karşılandı.

Ortadoğu organ nakli çalışmalarının kuruluş süreci…
Bilim diplomasisi…
Savaş halindeki ülkeleri aynı masa etrafında buluşturması…
Uluslararası transplantasyon ağlarının kuruluşu…

Hepsi büyük saygıyla anlatıldı.

Nobel tıp ödülü’ne aday: prof. Dr. Mehmet haberal
Nobel Tıp Ödülü’ne Aday: Prof. Dr. Mehmet Haberal

Ve belki de Türkiye’nin artık yüksek sesle sorması gereken soru şudur:

Neden c’ın Nobel Tıp Ödülü adaylığı ciddi biçimde gündeme gelmiyor?

Çünkü mesele yalnızca başarılı ameliyatlar değildir.

Prof. Dr. Mehmet Haberal, Türkiye’de organ nakli sistemini kuran öncü isimlerden biridir.

İlk başarılı böbrek nakilleri…
Kadavradan organ nakli…
Yanık tedavi merkezleri…
Transplantasyon eğitimi…
Uluslararası bilim organizasyonları…

Bunlar sadece doktorluk başarısı değil, bilimsel ekol kurmaktır.

Kahire’de yaptığı konuşma da aslında sıradan bir kongre konuşması değildi.
Bir bilim insanının tarihsel hafızasıydı.

Prof. Dr. Mehmet Haberal şöyle diyordu:

“1984’te ilk defa Ortadoğu Diyaliz ve Transplantasyon Vakfı’nı kurdum. İstanbul’da 1985’te toplantısını düzenledim. O dönemde İran ile Irak savaşıyordu. 2 ülkeden bilim insanlarını çağırdım, aynı masaya oturttum. Bilimin gücüne bakın.”

Bu cümle sıradan değildir.

Çünkü bugün dünyanın başaramadığı şeyi bilim bazen başarır:
İnsanları aynı masada buluşturur.

Haberal’ın anlattığı bir başka ayrıntı daha çarpıcıydı:

“Ortadoğu’da sadece Araplar yaşamıyor ki. Ben bölgesel kuracağım dedim.”

İşte bu yaklaşım bir bilim insanının aynı zamanda nasıl vizyon sahibi olduğunu gösteriyor.

Bugün birçok ülke bilim insanlarını küresel marka haline getiriyor.
Amerika bunu yapıyor.
Almanya yapıyor.
İngiltere yapıyor.
İsrail yapıyor.

Türkiye ise çoğu zaman kendi bilim insanını ancak yurtdışında alkışlanınca fark ediyor.

Oysa Prof. Dr. Mehmet Haberal yalnızca Türkiye’nin değil, Ortadoğu transplantasyon tarihinin kurucu figürlerinden biri olarak anlatılıyor.

Kahire’de verilen “Onur Kalkanı” da bunun sembolüydü.

Toplantıda yapılan sunumlarda Haberal’ın 1975’ten başlayan transplantasyon mücadelesinin “küresel transplantasyon tarihinin dönüm noktalarından biri” olduğu özellikle vurgulandı.

Bu küçümsenecek bir şey değildir.

Bugün Nobel Tıp Ödülü çoğu zaman temel bilim keşiflerine veriliyor olabilir.
Ancak transplantasyon alanında kurumsal dönüşüm yaratan, uluslararası sistem kuran ve insanlığa doğrudan katkı sunan isimlerin de artık daha güçlü değerlendirilmesi gerekiyor.

Türkiye’nin de kendi değerlerine sahip çıkması gerekiyor.

Çünkü bir ülke kendi bilim insanının değerini önce kendisi teslim etmezse, dünyadan takdir bekleyemez.

Belki bugün değil…
Belki yarın da değil…

Ama Türkiye artık şu soruyu ciddi biçimde tartışmalıdır:

Whatsapp image 2026 05 11 at 09. 29. 14
Nobel Tıp Ödülü’ne Aday: Prof. Dr. Mehmet Haberal

İşte Bu Başarılar Nedeniyle Nobel Tıp Ödülü’ne Aday Gösterilmeli

Prof. Dr. Mehmet Haberal yalnızca başarılı bir cerrah değildir.
Türkiye’de organ nakli tarihini yazan isimlerden biridir.

İşte dünya tıp tarihinde iz bırakan bazı çalışmaları ve ödülleri:

  • 1975’te Türkiye’de ilk kez canlı donörden böbrek naklini gerçekleştirdi.
  • 1978’de Türkiye’de ilk kez kadavradan böbrek naklini yaptı.
  • 1987’de Orta Doğu Organ Nakli Derneği’ni kurdu ve başkanlığını üstlendi.
  • 8 Aralık 1988’de Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Türkiye’de ilk kadavradan karaciğer naklini gerçekleştirdi.
  • 15 Mart 1990’da Türkiye’de ilk canlı donörden karaciğer naklini yaptı. Bu operasyon yalnızca Türkiye’de değil; Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da da bir ilkti.
  • 16 Mayıs 1992’de aynı canlı donörden kısmi karaciğer ve böbrek naklini gerçekleştirdi.
  • Ağustos 2004’te Japonya’da yapılan Dünya Yanık Derneği kongresinde 2006-2008 dönemi başkanlığına seçildi.
  • 2012’de Orta Doğu Organ Nakli Derneği başkanlığına yeniden seçildi.
  • Elsevier Yayınevi’nin 2013 araştırmasına göre “Transplantasyon” alanında bilimsel yayında Türkiye’de birinci, dünyada ikinci sırada yer aldı.
  • 2016’da Dünya Organ Nakli Derneği’nin 2018-2020 dönemi başkanlığına seçildi.

Uluslararası Ödülleri

  • 1983 — Sedat Simavi Vakfı Sağlık Bilimleri Ödülü
  • 1985 — Amerikan Yanık Derneği “Everett Idris Evans Özel Ödülü”
  • 2000 — Dünya Transplantasyon Derneği “Milenyum Madalyası”
  • 2006 — Kuveyt Sağlık Bakanlığı “Ömür Boyu Başarı Ödülü”
  • 2010 — Amerikan Cerrahlar Koleji “Şeref Üyesi”
  • 2017 — Amerikan Cerrahlar Koleji Uluslararası Yardımseverlik Ödülü
  • 2017 — İngiltere Kraliyet Tıp Derneği’nin en üst düzey onursal üyelik ödülü “Distinguished Fellowship”
  • 2022 — Dünya Sağlık Örgütü İhsan Doğramacı Aile Sağlığı Vakfı Ödülü
  • 2024 — Atina Akademisi Yüksek Şeref Ödülü

Bütün bunlar göstermektedir ki Prof. Dr. Mehmet Haberal artık yalnızca Türkiye’nin değil, dünya transplantasyon tarihinin en önemli isimlerinden biridir.

Ve Türkiye artık şu soruyu yüksek sesle sormalıdır:

Eğer Nobel Tıp Ödülü insanlığa kalıcı katkı sunan bilim insanlarına veriliyorsa;

Prof. Dr. Mehmet Haberal neden Nobel’e aday gösterilmesin?

Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın Mısır dönüşü açıklamaları

Ne mutlu ki ülkemiz var. Ve gerçekten her gün biraz daha güçlü söylüyorum; bu ülkeyi kuran Atatürk, İsmet Paşa, arkadaşları ve aziz şehitlerimizi her zaman her şartta rahmet ve şükranla anarım. Onlar hayatları pahasına bu ülkeyi kurduğu için bütün bunlar oluyor. Bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarının bilmesi lazım.

Kahire’den geliyoruz. Çok güzel bir toplantı yapıldı.

Mısır Ulusal Üroloji Nefroloji Enstitüsü’nün Başkanı olan Mohamed Salah Eldin Zaki, mükemmel bir organizasyon yapmış. Düşünün bin 900 kişi katıldı toplantıya.

Orada özellikle benim Ortadoğu ile ilgili yaptığım çalışmaların anlatılmasını istemiş. Bütün Ortadoğu ülkeleri orada.

Bir hatırlatma; ben, 1982’de rahmetli Abuna Kuveyt’te transplantasyonla ilgili bir toplantı düzenledi. Rahmetli hocam Starzl, arkadaşları ve ben de konuşmacılardan birisiydim. Orada gördüm ki; Ortadoğu ülkeleri arasında hiçbir ilişki yok. O zaman Ortadoğu ülkelerini birleştirmeye karar verdim.

1984’te ilk defa Ortadoğu Diyaliz ve Transplantasyon Vakfı’nı kurdum.

İstanbul’da 1985’te toplantısını düzenledim. O dönemde İran ile Irak savaşıyordu.

2 ülkeden bilim insanlarını çağırdım panel düzenledim , o masaya savaşan 2 ülkenin insanını oturttum. Bilimin gücüne bakın.

O zamanlar Araplarla ilgili de organizasyon kuracağız, Helsinki’de TTS’nin kongresi vardı.

Arabistan’ı temsil eden arkadaşımız dedi ki; “Biz Araplar Birliği’ni kuracağız”.

“Kusura bakma, Ortadoğu’da sadece araplar yaşamıyor ki. Ben bölgesel kuracağım” dedim.

Toplantıyı terk etti. Kalktım peşinden gittim, “hani Müslümandık” dedim.

Sonunda ben Ortadoğu Organ Nakli Derneği’ni kurdum.

Arkadaşlara dedim ki; “Bu derneğin ilk başkanı ben olacağım. Sebebi kuruluşu için, merkezi de Ankara’da olacak. Ama her 2 senede bir bu derneğin kongresi yapılacak ve Ortadoğu’nun bir ülkesinde birisi başkan olacak.”

1988’de ilk toplantısı Ankara’daydı. Tüm bunları kongrede açıkladım arkadaşlara.

Dünya oradaydı. Bilimsel ağırlığı da çok güzeldi toplantının.

Mohamed’e çok teşekkür ediyorum.

Başarı, milletimizin sizlerin başarısıdır.

Çalışmaya devam; 7 gün 24 saat.

Whatsapp image 2026 05 11 at 09. 29. 15 6
Nobel Tıp Ödülü’ne Aday: Prof. Dr. Mehmet Haberal

Güncel Haberler

Benzer Haberler

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz